Reklam
DOLAR: 8.53 TL
EURO: 10.0 TL

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini korkutma ediyor

1 hafta önce
3 kez görüntülendi

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini korkutma ediyor
Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini tehdit ediyor

Hürriyet’ten Kasıt Kobal’ın haberine tarafından; ABD’nin Minnesota eyaletindeki Keller Gölü’ne birkaç yıl önce bırakıldığı sanılan Japon balıkları kısa sürede diğer balıktürlerini değil etti. Gölü istila eden Japon balıklarının aşırı büyüyerek gölün ekosistemine hasar vermesi sonrası yetkililer de balıkların göllere bırakmamaları çağrısında bulunuldu.

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini tehdit ediyor

ABD’de yaşanan son misal akıllara Türkiye’nin ‘iç suları’nın son durumunu getirdi. Türkiye’de de bütün uyarılara rağmen ara sıra iyi niyetle bazen de bilinçsiz ‘deney yapma merakı’ yüzünden baraj gölleri ve göletler ‘istilacı’ balıkların egemenliklerini bildiri ettikleri yerler olabiliyor.

EN BÜYÜK DARBE AKVARYUM BALIKLARINDAN

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini tehdit ediyor

Göllerdeki balık çeşitliliğine en büyük darbeyi ise bilinçsizce bırakılan akvaryum balıkları vuruyor.
Özellikle ‘Japon’ diye bilinen süs balıkları, salındıkları tatlı sulara kısa sürede adapte olup, diğer balıkların yaşam alanını daraltıyor.

ÇİN (İSRAİL) SAZANI

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini tehdit ediyor

Türkiye’deki göllerde istilacı balıklar aralarında başı çeken cins ise ‘Çin ya da İsrail Sazanı’ olarak aşina tür. Yılda 9 kere üreyebilen İsrail sazanı, kısa sürede bulunduğu suda hakimiyetini duyuru ediyor.

Hurriyet.com.tr’ye konuşan Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nazmi Polat “İstilacı türlerin bir göl veya akarsuda etken ülkü gelmesi doğal türlerin değil olabileceğinin işaretidir” uyarısında bulundu.

“TURNA BİTME NOKTASINA GELDİ”

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini tehdit ediyor

İstilacı türlerin zamanla ortamda sadece kendinin kaldığı bir habitat hazırladığına uyarı çeken Prof. Polat şunları söyledi:

*Samsun’da bunun bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. Şehirde bulunan Akgöl’ün en sevilen türü turna bitme noktasına geldi. Son 6 yıldır turnanın yeni gelişen nesli değil denecek dek az.

*İstilacı türlerin sayısının artması her bir cins için tehlikeye işarettir. Yanlış balıklandırılan birçok gölde de bunun örnekleri görülüyor.

“BULUNDUĞU ORTAMA ELE GEÇİRİYORLAR”

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini tehdit ediyor

*İsrail (Çin) sazanı gibi istilacı tür balıkların ekolojik toleransı fazla yüksek. Lokal balıklarımızın tersine benekli su, soğuk su ya da acı su fark etmeksizin her nesil suda yaşıyor. Değişen habitatlara çok kolay adaptasyon sağladığı için de bulunduğu her ortamda rahatlıkla ürer.

“BALIKÇILARA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR”

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini tehdit ediyor

*Mücadele için doğal türlerimize hasar vermeyecek şekilde av yapabilen bir ekiple yol alınmalı. Çünkü yalnızca istilacı türleri yakalayacak bir av aleti yok. Mevcut av aletlerini kullanırken, doğal popülasyona hasar vermeyecek özel balıkçılar mücadele etmeli. Debisi epeyce yüksek olan Yeşilırmak’ta bile İsrail sazanının hakim nesil haline gelmesi iç sularımız açısından çok ciddi bir korkutma.”

*Doğada ekolojik zincirden koparılan halka insana uzaksa, çok ciddiye almıyoruz. Ama her bir halka en yakınındaki canlıyı, en sonunda da insanı etkiliyor. Yani ekolojik dengenin bozulmasının sıkıntısı mutlaka insanlara yansıyacak. Belki biz hissetmeyeceğiz fakat çocuklarımız mutlaka etkilenecek.

SÜS BALIKLARI BÜYÜK TEHDİT

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini tehdit ediyor

Süs balıklarının da ekosistemi tehdit ettiği örnekler Anadolu’da sık sık görülüyor. 2001 yılında Yozgat’ta acemi bir balıkçının baraj gölüne bıraktığı süsleme balığının yeni bir cins yarattığı bahis edilmişti. Gelingüllü Sulama Barajı sularına bırakılan Japon balıkları, baraj sularına bırakılan pullu sazanlarla armoni sağlayınca ortaya yeni bir nesil balık çıktığı ileri sürülmüştü. 2020 yılında ise Tarım ve Orman Bakanlığı ekipleri, Konya’daki bir baraj gölüne yasa dışı olarak bırakılan Japon balıklarını yetişmek için harekete geçmişti. Bu balıklar, istilacı olarak bilinen “Carassius auratus” balıklarının seleksiyonla süs balığı olarak geliştirilmesiyle elde ediliyor.

“DENİZLER DE GÖLLER DEĞIN TEHLİKE ALTINDA”

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini tehdit ediyor

Ege Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Akyol da denizlerimizin de en düşük göller dek risk aşağıda olduğuna uyarı çekiyor. Hurriyet.com.tr’ye konuşan Akyol “En kötü yüz sömürgeci cins içerisinde yaklaşık 14 tanesine Türkiye’de de bulunuyor ve bu türleri eksilmek bundan böyle pek basit olmuyor” diye konuştu.

“DEVLET TEŞVİK EDİYOR LAKIN…”

İç sularda ise İsrail Sazanı’nın ön plana geçtiğini bildiren Akyol “Bununla ilgili ise teşviklerle ödüllü balık alıkoyma yarışları yapılıyor. Bu tarz çalışmalarla istilacı türler azaltılmaya çalışılıyor. Yine sularımızda bulunan ve dikenleri zehirli olan Aslan Balığının tüketimi için farklı alanlara yönlendirilmiş çalışmalar yapılıyor” diye konuştu.

“1 BUÇUK TRİLYON DOLAR ZARAR…”

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini tehdit ediyor

İstilacı türlerin dünya ekonomisine verdiği zararın takriben 1 buçuk trilyon dolar olduğunu belirten Prof. Akyol şu uyarılarda bulundu:

*Balıkçılık dünya ekonomisinin yüzde 5’ini oluşturuyor. Oysa yüzde yüz başarılı olmuş tek misal var. Gemilerin taşınımıyla bölgeye aşılanmış bir yengeç türünü Avustralya bölgeden temizlemeyi başardı.

*Çaba edilmediği takdirde ülkemiz biyoloji ile ilgili çeşitlilik kaybına uğrar ve yerli türlerimiz azalır. İstilacı balıklar bulundukları bölgede rekabetçi konuma geçip lokal türleri bölgeden uzaklaştırıyorlar. Bunun yanında asalak ve farklı alanlara yönlendirilmiş hastalıkları da taşıyabilen istilacı türler diğer türlerin genetik bozulmaya uğramasına da sebep oluyor.

VATANDAŞLARA UYARI

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini tehdit ediyor

İstilacı türlerle çaba için vatandaşlar da gözünü dört açmalı. Yeni bir tür görüldüğünde erken müdahale etmek namına mutlaka haber vermeliler. Bundan sonra yüzde yüz istilacı türleri ortadan uyandırmak muhtemel olmayacak ve artarak devam edecek. Sadece gemiler yok, yatların bile çapalarıyla getirdiği bir alg diğer bir bölgeye aşılanıp tehlike yaratabiliyor. Bunlara aleyhinde gemilerin ve yatların da gövdelerine ve çapalarına çok dikkat edip yolculuk ettikleri noktalara taşımamaları gerekir.

EKONOMİK AÇIDAN ‘OLUMLU’ İSTİLACI TÜRLER DE VAR

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini tehdit ediyor

Her istilacı cins ekonomiye hasar vermez. Örneğin, balast sularıyla Karadeniz’e taşınan deniz salyangozu kayda değer bir ihracat ürünümüz oldu. Avcılık da söz konusu olduğu için tür fazla pozitif yayılamıyor, hatta ara sıra avını azaltıcı tedbirler bile alınıyor. Aynı şekilde çok zehirli olan siganus da balıkçılara bir getiri kaynağı olarak önümüze çıkıyor.

TURİZME DARBE VURUYOR

Tatlı suya bırakılan süs balıkları canlı çeşitliliğini tehdit ediyor

İskenderun’da Taş Balığı, Antalya’da Sarı Kutu Balığı ve güneyde Deniz Kestaneleri üremeye başladı. Gittikçe gelişen deniz anası istilaları da turizme manâlı bir darbe vurabilir. Balon balıkları ise 8 türe ulaştı ve gittikçe popülasyonu artıyor. Kısacası her saniye sularımıza yeni bir istilacı cins giriyor.

*İstilacılarla uğraş için balıkçılardan satın alma programı uygulandı. Ayrıca balıkçıya bağlı gelir oldu ayrıca de suları bu türden kurtarmak için bir yöntem.

Reklam
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık